Mesajlar Etiketlendi ‘Pier Paolo Pasolini’


Yorgos (Giorgos) Lanthimos, çok tartışılan Kynodontas (Dogtooth / Köpek Dişi) filminde, yetiştiğimiz, çocuklarımızı yetiştirdiğimiz toplumun en küçük birimi olan ailede bir baba ve annenin çocuklarını dış dünyadaki tehlikelerden korurken nasıl faşizan olabileceklerini pek rahatsız edici biçimde anlatmış… Eğer “rahatsız eden filmler” kategorisi açmış olsaydım, rahatlıkla Pier Paolo Pasolini’nin Salo filmi ile Michael Haneke’nin Das Weisse Band filminin önüne geçerek birinci sıraya yerleşirdi Kynodontas.

Dış dünyayla tek bağlantıyı evden işe gidip gelmekle babanın yaptığı, annenin gönüllü olarak, iki yetişkin kız ve bir erkekten oluşan üç kardeşin ise bilmeden katlandıkları izole yaşam, izleyene doksandört dakika boyunca sürekli sebep – sonuç – çözüm sorgulaması yaptırtıyor. Ancak tıpkı Michael Haneke gibi ne sebep gösteriyor Lanthimos, ne de çözüm üretiyor. Filmini sunuyor ve çekip gidiyor, elbette hazmetmesi de izleyiciye kalıyor. Filmde, bize belletilen, öğretilen herşeyden farklı bir dünya yaratmış, kendi eğitim sistemleriyle, kavramlarıyla çocuklarına hükmeden bir anne-baba var.

Hazırladıkları kasetlerle bildiğimiz sözcükleri değişik anlamlar-kavramlar yüklenmiş olarak öğretiyorlar çocuklarına. Gerçekten, “Dil nasıl yok edilir?”´e oldukça iyi bir örnek, bu filmde gösterildiği biçimde sözcük eğitimi vermek; beyin yıkamak… Telefon, tuzluk demek(!), zombi de bahçedeki küçük sarı çiçek(!), deniz ise büyük koltuk(!). Baba, eve alınan su şişelerinin etiketlerine dek söküyor; çünkü dış dünyayla bağlantı kurulabilecek her şeyi yok etmek gerek ki zarar vermesin çocuklara! Çitlerin, duvarların dışında, insanları yiyen canavar kediler var. Kedilere karşı havlamak gerek. Uçaklar zaman zaman gökten aşağıya düşebilen oyuncaklar…

Televizyon yok, sadece babalarının yine kendilerini çektiği video filmleri izleyebiliyor çocuklar. Birbirleriyle kıyasıya rekabet içindeler. Günlerini oynadıkları tuhaf oyunlarla geçirip ödül olarak çıkartmalarını almalarını bekliyorlar. Frank Sinatra’yı dedeleri olarak tanıyorlar. Dışarıdan tek temas kurulan kişi, erkek çocuğun cinsel dürtüleri giderilsin diye para karşılığı babanın işyerinden gelen güvenlik görevlisi genç bir kadın. Tüm işleri karıştıran, babanın kurduğu otoriteye çomak sokan da dış dünyadan tek bağlantı olan bu kadın oluyor filmde. Ne demişler insanın başına ne gelirse meraktan gelir! Kadının, çocukların aklını karıştırdığının ayırdına varınca baba, keskin bir çözüm yolu buluyor ve karısıyla birlikte büyük kızlarını erkek çocuklarına sunuveriyor.

Çocuklar durumun ayırdına varmaya başlayınca işlerin hiç de evlerindeki kurulu düzen gibi olmadığının, yüksek çitlerin, duvarların arkasındaki evlerinden ve bahçelerinden ibaret olan tüm dünyaları çatırdamaya başlıyor. Bu çatırdama, “otorite nasıl yerle bir edilir?”´e dek yavaş yavaş sürüklüyor evdekileri. Evet, evet, dışarıda bir hayat var ne kadar gizlense de saklansa da gidip elmayı almak gerek ! Oysa biliyor ki çocuklar, anne ve babalarının kendilerine bellettiği üzere dışarıya çıkabilecekleri tek zaman (filme adını da veren) köpek dişlerinin düştüğü zaman. Besinleri koparmamıza yarayan köpek dişlerinin en sağlam dişlerimiz olduğunu anımsatmama gerek var mı?

AY
http://aydanizlenimler.blogspot.com/
Reklamlar