Mesajlar Etiketlendi ‘Film festival’


Almanya’nın başkenti Berlin’de, 10-20 Şubat 2011 günleri arasında düzenlenecek olan 61. Berlin Film Festivalinde (Berlinale), aralarında yönetmen Seyfi Teoman’ın “Bizim Büyük Çaresizliğimiz” adlı filminin de bulunduğu 16 film “Altın Ayı” için yarışacak.

Berlinale Direktörü Dieter Kosslick’in de katıldığı bir basın toplantısı ile tanıtılan festival programı çerçevesinde, farklı kategorilerde 58 ülkeden toplam 385 filmin gösterileceği belirtildi.

Türklerin Almanya’ya göçünü konu alan, yönetmenliğini Yasemin Samdereli’nin yaptığı ve Vedat Erincin, Fahri Yıldırım, Aylin Tezel, Lilay Huser ve Demet Gül’ün oynadığı “Almanya-Willkommen in Deutschland” (Almanya-Almanya’ya hoşgeldiniz) adlı film de yarışma dışı gösterilecek filmler arasında yer alıyor. (Kaynak: Bloomberght)

                                                                                                                                                       

Sense Of North

Yayınlandı: Aralık 27, 2010 / ***Tüm Yazılar, *Festivaller
Etiketler:

Şehrimiz yeni bir festivale daha kapılarını açıyor. Kültür Sanat Girişimleri Derneği‘nin düzenleyeceği Sense Of North; Kuzey Avrupa ülkeleri film gösterimlerini ve bu gösterimler boyunca yapılacak çeşitli konserler ile panelleri içeren festival projesidir.

Sense of North; Şubat 2011 tarihinin son haftasında (21-28 Şubat 2011) Beyoğlu Sineması’nda başlayacak ve yıl boyu çeşitli etkinliklerle sürecek olan bir film festivali olarak tasarlanmıştır.

Sense of North; 2011 yılı Şubat, Mart, Nisan, Mayıs, Kasım, Aralık ve 2012 yılı Ocak, Şubat, Mart aylarının son haftasında gerçekleşir ve her ay için özel olarak seçilmiş kuzey ülkesi sinemasına odaklanan bir film seçkisi sunar.

Her ayın son haftasında yapılan ve seçilen kuzey ülkesinden çarpıcı film örneklerini bünyesinde barındıran Sense of North, sinema severlerin memnuniyetini en önemli kriter olarak belirlemiştir. Bu doğrultuda; animasyondan belgesele, dramdan korku ve komediye kadar birçok türde filmi içinde barındıran geniş bir yelpazeye sahiptir.

Sense of North dahilindeki gösterimler aynı zamanda konuk ülkeden gelen yönetmelerin de iştiraki ile gerçekleşir ve bu doğrultuda festival, sinema severlerin filmi yönetmeni ile beraber izlemesi adına ortak alan oluşturur.

Sense of North; sinema severlerin gelişen ve değişen film tercihlerini gözeten, film izleme alışkanlıklarının farklılaştığını kavrayan bir etkinlik yaratmak için yola çıkmıştır. Sinematek yapısı ve bilincini bu anlamda yeniden gündeme getirecek olan Sense of North, katılımcıların filmleri ücretsiz izleyebildikleri ‘ücret dışı’ bir festivaldir.

Sense of North; ücret dışı olmasına rağmen genç üniversite öğrencilerinin, festival takipçilerinin, eğitimli kitlenin, sektör profesyonelleri ve öğretim görevlilerinin ve güncel gelişmeleri yakından takip eden sanatseverlerin bir araya gelip fikir alışverişinde bulunduğu kaliteli platformlar sunar.

Sense of North; film gösterimlerinin yanısıra müzik, tasarım, edebiyat, söyleşi gibi modern disiplinlere de önem verir ve bu doğrultuda sanatçıların kendilerini ifade edebilecekleri imkanlar yaratır.

http://www.senseofnorth.blogspot.com


Belçika’nın bu yılki Oscar aday adayı olan İllegal filminin ana teması mültecilere karşı yapılan zulümler…14 yaşındaki oğlu Ivan ile Belçika’da yasadışı olarak yaşayan Rus Tania üzerinden bu konuya eğilen film yasadışı olanın kişiler mi sistem mi olduğunu sorgulamamıza yardımcı oluyor. Belçika sinemasının tipik “kasvetli hava” modunda çekilen film baştan sona izleyicileri geriyor. Yapılan zulümleri gördükçe daha da rahatsız bir hal alan film bittiğinde sanki size yapılan işkenceler de bitmiş gibi bir duygu yaşatıyor.2010’da Cannes film festivali, Quinzaine Des Realisateurs Bölümünde gösterilmeye hak kazanmış İllegal, Belçikalı yönetmen, Olivier Masset-Depasse’in ikinci uzun metrajlı filmi..(Diğeri “Cages”-Kafesler filmi-2006) Yönetmenin bir röportajında söyledikleri aslında filmi çekme sebebini de gösteriyor:
“Ben Tania’yı değil, fakat insan haklarına saygılı olması beklenen ama hiç de öyle olmayan ülkelerimizdeki,  göçmen-tutuklama merkezlerini illegal görüyorum. Sistemin kendisi illegaldir. Bu merkezlerde tutulan mültecilerin büyük bir çoğunluğu, açlıktan, diktatörlükten, ya da savaştan kaçarak aşırı tehlikeli, ve zor bir yolculuk sonucu bize ulaştığında, biz de onları hapishaneye atarak karşılıyoruz. Onlara adi suçlular gibi davranıyoruz.

Pek çok film bu insanların bize kadar ulaşabilmek için nelere göğüs gerebildiklerini işledi. Ben ise, ülkelerine dönsünler diye, bizim onları nelere dayanmak zorunda bıraktığımızı göstermek istedim.Birgün evime sadece 15 km mesafede, böyle bir tutuklu merkezi olduğunu öğrendiğimde, konu hakkında daha çok şey bilmek istedim. Bir gazeteci ve bir insan hakları yasal danışmanı yardımı ile göçmenler, göçmen yakınları, polis ve gardiyanlarla pekçok görüşme yaptık. Bir tutuklu-merkezine girip incelemeler yapmayı başardık. Ayrıca gerçek bir sınır-dışı edilme operasyonuna tanık olmama izin verildi. Filmde gördüklerimizin tümü gerçek hayatta mutlaka meydana gelmiş şeyler. Ayrıca, polis ve gardiyanların da sistemin kurbanları olduklarını göstermeye çalıştım.”

Müziğiyle de öne çıkan film, Amerika Birleşik Devletleri’nden benzer bir durumu yansıtan “The Visitor”  filmiden sonra hassasiyetiyle alkışı hakediyor. 16.Gezici Festival 2010 kapsamında Ankara’da gösterilen filmin müziğine ulaşmak için:

http://www.youtube.com/watch?v=D9JU-xx0cwc

MEHMET