Mesajlar Etiketlendi ‘Carla Bruni’


Midnight in Paris, Woody Allen abimiz hep Avrupa’da kalsın dilekleriyle sonlanan bir film. Müthiş film müzikleri, durup dururken içine giriliveren inanılmaz kareler, kafaya kafaya vurmadan tatlı dille verilen yaşamsal mesajlar.. Doğrusu bu kadar iyisini gerçekten beklemiyordum.

Filmin “nostalji” duygusu etrafında dolaşıp bugüne dair verdiği mesajlar çok yerindeydi. Ukala yavşak akademisyenin “golden age” eleştirisini haklı çıkarır gibi biten film aslında nostaljinin, daha doğrusu geçmişte aranan şeyin, bugünde de bulunabileceğini, ama neyin arandığının tam olarak bilinmesiyle mümkün olduğunu söyler nitelikte. Yazarın (Gil) hayatının yazdığı kitapla eşlenmiş olması da basit ama yorumu güçlendiren bir unsur olarak sevimliydi. Bu arada Carla Bruni davaya uyanmış mıdır bilmem ama, sanki rehber rolünde onun oynatılması Woody amcanın güzelim Paris’in ve bugünün Avrupasının anasını ağlatan Sarkozygillere bir nazireydi gibime geldi, bilemiyorum artık.

Bu arada yavşak akademisyen örneğiyle sunulan çokbilmişlik ve teorik robotluğun karşısına hissiyatın, bizzat deneyimin çıkarılması da güzeldi elbet. Ama bu deneyimleme hususunda beni filme en ama en çok bağlayan şey, Woody Allen’ın -neticede kendisi de bir sanatçı olarak- sanatçıların eserleri vasıtasıyla diyaloğa girilen, tartışılan, geyik yapılan, derdine ortak olunan dostlar olarak kurgulamış ve yaşamsal bağlamına bu şekilde oturtarak zenginleştirmiş olmasıydı.

Gerçekten de filmden çıkınca filmde yer verilen her sanatçıyla, ama en çok da Woody başkanla oturup bi şeyler içerek “baba nolacak bu dünyanın hali” diye konuşmuş olmayı istemeyen var mı çok merak ediyorum.

HAKAN