Mesajlar Etiketlendi ‘çağan ırmak’


1923… Resmo limanından Ege’ye ağlıyor derin bakışlar. Gülcemal görünür, yaklaşır Resmo’ya. Gülcemal ta içe kadar hissettirir sıladan mecburi ayrılışı (karşılıklı kovuluşu) ve aynı zamanda o bir kurtuluş’tur da. Gülcemal bir ironi aslında, hüzün ve huzur’u anlatan…  İki yaka’nın iki yakayı da bu denli özlemesi, bu ironiden midir? Ve Ege’yi bu kadar ‘biz’ yapan da bu mudur? Milyonların hüznünü, huzurunu barındırdığı, milyonları ayırdığı için birleştiren olduğundan mıdır?… Mehmet Bey, arada bi’ eksik Yunancasını ağzından kaçırmaya devam ediyor, neredeyse 60 yıl olsa da Anadolu’ya göçü. Göçler memleketi Anadolu’nun Ege kıyılarında bir kasabada eşrafın saygınlarından olmasına rağmen hala ‘gavur’ olarak anılır, yıl 1970’ler olsa da. Torun Ozan ise ‘Biz Türk’üz’ ispatıyla onun için bir can olan dedesinin ‘gavur’ sayılması arasına sıkışmış 10 yaşında bir çocuk, ‘deniz çocuk’.
Çağan Irmak’ın 1980 darbesi öncesi bir aile anlatısı, Dedemin İnsanları. Bir dönemi konu almak yerine, 1923’ten 1980 darbesine uzanan bir hikaye. Girit’ten Anadolu’nun Ege kıyılarına uzanan, 10 yaşındaki Mehmet’ten dede Mehmet Bey’in otobiyografik hikayesi. Çetin Tekindor’un Mehmet Bey’i, Durukan Çelikkaya’nın da minik Ozan’ı oynadığı filmde Hümeyra, Gökçe Bahadır, Yiğit Özşener gibi isimler rol alıyor. Umarım, 2000 doğumlu Durukan Çelikkaya’nın sinema serüveni bu filmdeki kadar parlak olur… Babam ve Oğlum’daki gibi aile yapısı hakim Çağan Irmak’ın bu filminde de. Ege’nin, neredeyse tüm kasabalarında görülen deliliği, komedisi, trajedisi olabildiğince yansıtılmış izleyicilere. (Köy dolmuşundaki 10 kişinin çıkardığı desibel düzeyi hayli fazla uğultu ya da torunu severken sövme halleri. Allah’la kurulan rakı muhabbeti.  Ve yine ‘yukarıdakiyle’ yapılan Ramazan-Rakı anlaşması…) Ayrıca Ege’nin militarizmi ve ötekilik halleriyle ‘gavur’ üzerine kurulu bir komedi ve hüzün sunuyor.
Hikayenin baş kahramanı Mehmet Bey, tam bir ‘O da bizim insanımız’ adamı. Kendini iki tarafa da ait hissetmenin verdiği bir ‘ötekicilik’ karşıtı. Torunu Ozan’sa, militarist Ege’de ‘gavur’ kimliği üzerinden ‘İstiklal Marşı’ okuyarak Türk olduğunu ispatlama gayretinde. Oysa, hayatının merkezindeki dedesi de ‘gavur’ diye anılanlardan biri gizli gizli. Mehmet Bey, torununu adam etmek için, insana insan olarak bakması için çabalar. Ozan ise her geçen gün yeni bir sabıkayla dedesinin karşısına çıkar. Mehmet Bey, torunuyla konuşmaya karar verir ve bu konuşma bizi de Ozan’ın arada kalmışlığına, 10 yaşındaki bir çocuğun psikolojisini anlamaya yönlendiriyor. ‘Gavur’ üzerine kurulan Türklükte, çok sevdiği dedesinin ‘gavur’ olduğu söylenen bir Türk olma çabasını.  Ve yalnız kalmamak için arkadaşlarına uyarak toplumsallaşma çabasını / dedesinin de Türk olduğunu ispatlama çabası… Mehmet Bey sıla hasreti çeken bir dede. Her rakı sofrasında Resmo’ya giden bir kahraman. Yıllar sonra, Resmo’ya gitmek ister, öz memleketini ziyaret için. Yola çıkacakları gün radyodan öğrenirler, Kıbrıs Harekatı olmuştur. Yıllar sonra Resmo’ya gitmek ister tekrar, tüm aileyle. Yola çıkacakları gün öğrenirler, 80 darbesi!.. Darbe günlerinde, Ege’nin rant haline gelişini, halkın sessiz sessizliğini ve kabullenişini görüyoruz. Ve Ege’nin hazan’a erken girişini… Sonra, Mehmet Bey yıllardır ‘bildiği kadar Yunanca’sıyla notlar yazıp şişelerle bıraktığı denize, kendisini bırakır. 1923’te Resmo’dan gelirken Ege’ye bıraktıkları küçük kardeşinin yanına… Torun Ozan da dedesinin üzerine toprak atanlardan olur, sağ taraftaki meleğin yazacağı binlerce sevabı da düşünerek. 10 yaşındaki çocuğun dedesinin cenazesine toprak atması modern dünyada ‘travmatik’ anlatılabilir ama filmde de büyük Ozan’ın dediği gibi ‘hayat’tır bu…
Mehmet Bey’in şişelerine, ölümümden sonra cevap gelir, eksik Türkçe’yle. Adres yazılıdır ve bir yanında Uzo göndermiş Resmo’daki evin mübadele sonrası sahibi… Ozan, dedesinin ona hep söylediği ‘bir gün alıp beni götürürsün evime’ sözünü, tek başına, 20’lerinde gerçekleştirir. Ve Girit’e dedesinin adına geri yolculuk… Ege onun için bir deniz değildir artık, bambaşkadır… Resmo’da her selam verdiği Yunan’ın zoraki kahve ikramından sonra  dedesinin beyaz evini bulur. Evin yarım asırlık sahibi dolmadaki, cacıki, salata gibi ikramlarla karşılar Ozan’ı. Ozan Resmo’dadır, dedesinin adına / anısına…
FATİH
Reklamlar