Mesajlar Etiketlendi ‘127 hours’


Oldukça zor bir oylama süreci geçtiğini söyleyebilirim En İyi Film kategorisi için. Yarış iki film arasındaydı hep. Black Swan ve Inception diğer filmlere fark atarak en çok oyu alan filmler oldu. Aralarındaki oy farkı %2′nin altında. Hatta bir ara Black Swan‘ın seçileceğini düşünmeye bile başlamıştım ama son zamanlarda artırdığımız oylama reklamlarının üzerine Inception, Black Swan‘ı solladı. Bu ikiliye en yakın oy ise The King’s Speech ‘e ait. Sonrasında gelen 127 Hours ise The King’s Speech‘in sadece yarısı kadar oy alabildi. Bu arada Shutter Island‘a fazla adaylık vermemle ilgili gelen şikayetlere rağmen özellikle En İyi Film dalında epey oy topladığını söyleyebilirim….

Sonuçlar ve ayrıntılı inceleme için:

 http://theoscarboy.com/2011/02/21/oscar-boy-readers-choice-odulleri-10-kazananlar/#more-5132


13.Randevu İstanbul Film Festivali’ne 127 Saat filmini izlemek için gitmiştim fakat biletleri tükendiği için bunu başaramamış, onun yerine Biblothek Pascal filmiyle yetinmiştim. Fakat sonunda muradıma erdim ve filmi izleme fırsatını buldum. Slumdog Millionaire filminin ünlü yönetmeni Danny Boyle‘nin son filmi hikayesini gerçek yaşamdan alıyor. Aron Ralston adlı bir dağcının Amerika’da bir kanyonda sıkışmasını ve 127 saat boyunca sıkışan elini kurtarmak için gösterdiği çabayı konu edinen film Ralston’un “Between a Rock and Hard Place” kitabından uyarlanmış. Film şimdiden birçok ödül aldı ve daha da alacağa benziyor. (Aldığı ödülleri ve aday gösterildiği yarışmaları theoscarboy.com adresinden takip edebilirsiniz.)

Filme dönersek… Aron’un(James Franco) şehir izdihamından kaçarak tek başına çıktığı kanyon gezisi gayet güzel başlar. Biryere kadar arabasıyla gittiği yolu bisikletiyle tamamlar. Kanyonda tanıştığı kızlara rehberlik yapar. Neşesi fazlasıyla yerindedir ta ki kayıp düştüğü ve elinin sıkıştığı ana kadar… Aslında filmde burda başlar. Sesini kimseye duyuramayan Aron acaba kurtulabilecek mi? Film bu dakikadan sonra Rodrigo Cortez’in klostrofobik draması Toprak Altında (Buried-2010) filmini hatırlatıyor seyirciye. (Filmde bir tabutta gözlerini açan Amerikalı tır şoförü Paul’un doksan dakika boyunca Iraklı teroristler tarafından kapatılıp gömüldüğü tabuttan çıkma çabasını izliyoruz. Tamamı tabutta geçen film sonuna kadar izleyiciyi heyecan içinde bırakmayı başarmıştı.) 127 Saat’de Aron, Toprak Altında filminin aksine hayallerle geriye dönüş yaşıyor ve mutlu ailesini, arasının iyi olmadığı eski kız arkadaşını, gençliğini ve çocukluğunu hatırlıyor. Azalan suyu (-ki susuz kaldığında hayalini kurduğu Amerikan malı içeceklerin reklamını da es geçmemiş yönetmenimiz-) ve yiyeceğiyle sıkıştığı yerden kurtulma azmini yitirmeyen Aron için tek çare kalıyor: Kolunun bir kısmını kesmek… Sonunda özgürlüğüne kavuşan Aron’un tek hedefi tabii ki geride bıraktığı ihtişamlı şehir hayatı oluyor. Filmin sonunda Aron’un gerçeğini de görüyoruz. Evlenmiş ve çocuğu olmuş. Kolunda metal bir mekanizması var ve tırmanmaya devam ediyor.

James Franco için ayrı bir parantez açmak gerek bence. Örümcek Adam serisi, Kahraman Pilotlar, Tanrının Vadisinde filmlerinden tanıdığımız Franco’nun canlandırdığı ilk gerçek kişi değil bu. Daha önce de Milk ve Howl filmlerinde de gerçek kişilikleri canlandırmıştı. Filmdeki rolü kapmak için Boyle’yi oldukça uğraştırdığını duyduğumuz Franco rolünün hakkını fazlasıyla veriyor. Zahmetli bir işe talip olan oyuncu performansıyla Oscar ödülünü alırsa şaşırmamak gerek bence.

Filmin müzikleri de oldukça başarılı. Fimin başındaki ve sonundaki parçalar kendisini tekrar ve tekrar dinletmeyi başarıyor. Bildiğim kadarıyla da filmin müzikleri Altın Küre Ödülleri’ne aday olmuş durumda. Fimin bütçesi için 25 milyon dolar rakamı telaffuz ediliyor. Ben hem 127 saat filminin hem de Toprak Altında fiminin – ki bu filmde 17 milyon dolara yapılmış- nasıl bu kadar masraflı olduğuna inanamıyoum. Özellikle Toprak Altında filmi…Sadece ama sadece tabutta geçen bir film nasıl olur da 17 milyon dolara mal olur. Galiba 127 saat filmi için stüdyoda kanyon yeniden inşa edildi. Yoksa bu kadar bütçenin çıkması imkansız.

Film şubatta Türkiye’de vizyona giriyor.

MEHMET


“Cannes, Berlin, Toronto gibi dünyanın en önemli festivallerinden ödüllerle dönmüş, seyircinin büyük beğenisini kazanmış filmlerin yanı sıra bağımsız yapımlar, belgeseller ve yıllardır takipçisi olduğumuz yönetmenlerin son filmlerine yer veren “Randevu İstanbul” perdelerini olağanüstü bir filmle açacak!

Milyoner”, “Trainspotting”, “Kumsal” ve “28 Gün Sonra” gibi unutulmaz filmlerin Oscar ödüllü usta yönetmeni DANNY BOYLE’un heyecanla beklenen ve seyirciyle buluşmasını takiben Independent Spirit ve Satellite Ödüllerine pek çok farklı kategoride aday gösterilen son filmi 127 SAAT, Utah’ta ıssız bir kanyonda kaya tırmanışı yaparken büyük bir kaya parçasının kolu üzerine düşmesiyle mahsur kalan Aron Ralston’un yaşanmış öyküsünü beyazperdeye taşıyor.

Danny Boyle’un eşsiz gerilim yaratma gücüyle, seyircisini ilk dakikadan öyküsünün içine çeken ve finaline dek heyecandan taviz vermeyen 127 SAAT’in başrolünde, “Uluma”, “Süt” ve “Ananas Ekspresi” gibi filmlerde devleşen başarılı oyuncu JAMES FRANCO yer alıyor.

Festival Ayrıntılar:

http://www.tursak.org.tr/randevuistanbul